Kayıtlar

Heves Mezarlığı

  Tek bir kelime, bir bakış ya da bir tını yeterli zamanda yolculuk yapmamda. Geçmişin heves mezarlığı.  Çakıl taşı yutmuşcasına boğazım acıyor, acı gözlerimden akıyor. Karnımda, hareket ettikçe kesikler atan hevesler daha da keskinleşiyor.  Duygularım hep bıçak kadar keskin oldu benim. Uçurumlar derinliğinde, boşluğa çakılırcasına.  İnsan formunun karakteri geçen dakikalarda bile değişebiliyorken; zift gibi yapışmış ruhuma ardımda kalan heveslerim. Kendi formumum daimliği, kemikleşmiş halde geziniyor, toprağın bile çözemeyeceği bir bileşikte. 

Maktül, ben

  sanrılarım. beni geçmişe gömen, dirilmeme müsaade etmeyen siz. çırpındıkça kumlar yutuyorum. çenem çözük, ayaklarımın bağı serbest. hissediyorum. her irkildiğimde başıma çarpan kalastan bozma ucuz tahta parçası.  böcekler ilişmiyor. yerini anılar aldı. anılar beni kemiren, etimi didik didik eden.  bazen dualar duyuyorum. ayak sesleri. tanıdıklarımın tanıdık sesleri, kokuları.  mezarcılar geliyor ara sıra başıma. beni çekip çıkarmak istercesine kazmalarını küreklerini belime indiriyorlar. durun diyorum. beklediğim, sandığım siz değilsiniz. canım diyorum. içim çekiliyor sana doğru. ruhum bedenime ağır geliyor.  bugün katilimin ana rahmine düştüğü gün.  maktülün ise gömüldüğü. 

Caravaggio'nun tablosu

  iyi gelmeyen her yerden ve her insandan topuklayan; iç huzurunu hiçbir şeye ve insana değişmeyen, kendine egoist.